13 Mayıs 2015 Çarşamba

Babylon Asmalımescit Kapanırken / Nu Park

Bu blogumda ve çeşitli vesilelerle farklı yerlerde hep belirttiğim üzere, Babylon benim İstanbul'da en sevdiğim konser mekanı. Bir süredir Asmalımescit'teki mekanın kapanacağını duyuyordum. Maalesef, o taşınma vakti gelmiş. Bu hafta son konserler oluyor.

Babylon'un ses sistemi, İstiklal kalabalığından kısmen uzakta Asmalımescit'te yer alması, konser öncesi ve sonrası o sokakta bar önünde takılmayı, üst katta sakince konser izlemeyi, alt katta eğlencenin tam içinde olmayı, hatta erken gidildiyse arkadaşlarla Babylon Lounge'da bi'şeyler içmeyi çok seviyorum. Şu an düşünüyorum da, Babylon'da şimdiye kadar kaç tane güzel hatıram oldu. Konserlerine Bomonti'deki mekanda devam edecek yeni Babylon'da da güzel şeyler yaşamak dileğiyle bu sahneyi kapatıyoruz.



Nu Park, daha önceden bildiğim ama canlı performansını izlemediğim bir gruptu. Konser yerine, performans kelimesini kullanmanın çok uygun olduğu bir grup Nu Park. Trip hop, elektronik ve indie tarzlarını bir arada sergileyen ve aynı zamanda emprovize müzik konusunda da başarılı bir grup. Nu Park: Uran Apak, Oğuz Öner, Ozan Erkan ve Nilüfer Ormanlı'dan oluşuyor. Şarkı sözleri, müzik ve konserdeki teatral sahne gösterileri uyum içerisindeydi. Yaz ve müzik festivalleri sezonu açılırken, daha büyük etkinliklerde yaratıcı gösterilerle performanslarını desteklemelerini bekliyorum. Dün akşam konseri izlerken, 90'ların sonunda severek dinlediğim Türkiye'den başarılı bir grup olan "The Climb"'a biraz benzettim Nu Park'ı. Onların sözlerindeki hikayesel anlatımı da seviyordum, buradan onları da anmak istedim. Nu Park'ın sevdiğim şarkılarından biri "Promise" ve sahnede gösteriyle destekledikleri "Living Dead Man" parçalarını burada da paylaşıyorum.



10 Mayıs 2015 Pazar

Riff Cohen

Sahnede sempatik başka bir şarkıcı. Konserde en az izleyici kadar keyiflenen, yüksek enerjiyi her şarkıda yansıtan müzisyenleri izlemesi ayrı bir zevk benim için. Bu ara gittiğim konserlerin üst üste böyle denk gelmesi, bahar mevsimiyle de birleşince festivaller öncesi sezona güzel bir hazırlık oldu.

Riff Cohen, İsrail'den çıkıp çoğunlukla İbranice ve Fransızca şarkılar söyleyen, bölgenin kültürel kimliğini tüm şarkılarında yansıtan kısmen az tanınan, çıkışta olan yeni bir yetenek.
Dün akşam Beyoğlu Hayal Kahvesi'nde bir grup arkadaşımla birlikte izledik. İbranice ve Fransızca şarkı sözlerini anlamasak bile, sahnedeki enerjisi ve izleyici iletişimi sayesinde neredeyse her şarkıya eşlik ediyor haldeydik. Genel olarak, bu bölge müziğinin fazla kıvrak ve oryantal halini pek sevmesem de Riff Cohen'in sahne performansı sayesinde konserin hepsini zevkle dinledim. Konserde bir ara sahnede, göbek atma dersi vermesi, seyircilerin üzerine çiçek atması, bardaki bir karaoke gecesi gibi sahneye bir grup izleyicisi çağırması ise konserin sevimli detaylarıydı.
Babylon'daki Hindi Zahra konserinden kısa süre sonra bu konseri izlemiş olmam da güzel denk geldi. Aynı tarzın iki temsilcisi.  Yine de bu tarz müziği sadece canlı konser performansıyla dinlemeyi seviyorum, aksi halde 3-5 şarkı sonra kına gecesi-düğün ortamı haline gelebiliyor, ki bu da benim için dayanması güç bir playlist'e işaret ediyor.

Konserde rahatsız olduğum temel konu ise orkestraydı. Riff Cohen'in enerjisine ve inişli-çıkışlı ses tonuna uygun ve yetenekli bir orkestra olsa, daha keyifli müzik dinleyebilirdik.

Riff Cohen'in en popüler şarkısını ekleyerek bu konser yorumumuzun da sonuna geliyoruz.

3 Mayıs 2015 Pazar

Bir soluklan / Nefes al, nefes ver

Sanki bu kadar yıl kendisini tanımayarak büyük bir kayıp yaşamışım gibi, tanışır tanışmaz tüm hayat hikayesini anlatan insanlar. Durun hele bir soluklanın.