Her ne kadar gazetedeki eski yazılardan derlenmiş bir kitap olsa da kitap bir bütün olarak güzel bir anlatıma sahip. Ece Temelkuran'ın kısmen kendi yaşına yönelik bir derleme olmasının da etkisi ile ‘yalnızlık’ ruh durumunu çok güzel anlatmış. Değişmeyip ‘böyle’ kalmak ve bundan memnun olmak ekseninde nice yazı.
Alıntı:
"Eğer bir kere yalnız başına olduğunu karnının dibine kadar anlarsan, bir daha hiç kendin kadar güvenebilir misin birine?"
Alkollü içeceklerin sponsorluğunda yapılan etkinliklerdeki yasal değişiklik kaynaklı, +18 mi +24 mü olacağı uzun süre belirsiz kalan bir festivaldi. Gerçi festivalden kısa bir süre önce +18 olarak kesinleşti, ama yine de festival çok kalabalık değildi.
Sakin ve güzel bir festivaldi. Festivalde en çok izlemek istediğim grup The Noissettes idi. Tahminim de yanılmadım, grubun solisti Shingai Shoniwa'nın canlı performansı da çok iyiydi. Hem festivaldeki ses sisteminin doğru düzgün kurulması, hem de Shoniwa'nın sesi sayesinde, albüm kayıtlarından çok çok daha iyi müzik dinledik. Seyirciyle etkileşiminin yüksek olması, konserin sonuna doğru enerjiyi daha da yükseltti. Konserin sonlarına doğru, Shingai Shoniwa sahne platformunu taşıyan direğe tırmandı ve şarkıyı orada söyledi:) Kesinlikle canlı izlenmesi gereken bir grup. Go baby go, don't upset the rhythm!
Bir süredir popüler olmaya başlayan Can Bonomo'yu da ilk kez bu festivalde izledim. Kısmen kendine özgü bir tarzı var ve Türkiye'deki müzik piyasasının kolay kabul edebileceği tarzda davranıyor. Konser ya da albüm kayıt pek farkı yok, bu tarz bir şarkıcıyı en fazla 2-3 şarkı dinlemek yeterli benim için. Yine de eminim önemli yerlere gelecek. Özgün çalışmalarıyla başarılı olsun.
Babylon ve ses düzeni sorunu yaşanmış olsa da güzel geçen konser.
Grubun sahne performansı çok iyiydi. Sırf konserin başında bateri ile gerçekleştirdikleri gösteriyi rahatça görebilmek için bile ön sıralardan izlemeye değerdi. Sahnede elektronik aletlerle çok güzel oynadılar, süper performans ortaya koydular.
Ayrıca, benim olduğum bölgeye doğru bir stagedive vardı. En ön sırada duran ve gruba ekstra hayran oldukları belli olan kızların ısrarlarına dayanamayan grup elemanımız stagedive gerçekleştirdi, ama öndekiler o esnada panikle geri adım attılar. bu durumu incelemek eğlenceliydi. Neyse birileri hele ki son anda tuttu da sağını solunu kırmadı, IAMX kazasız belasız konseri tamamladı.
Hayatta ne kadar az sayıda, kesin prensiplerimiz olursa, yaşadıklarımızdan o kadar fazla zevk alırız. Sonuçta başkaların kurallarına körü körüne uymayı reddeden biri olarak, kendimin kendi hayatım hakkında koyduğu kurallara sıkı sıkıya bağlanmak ne kadar mantıklıdır ki... Mesela; ben bunu asla yapmam yerine: “ben henüz bunu yapmadım.” veya hep buraya giderim ben, yerine: “şimdiye kadar buraya gittim.” demek bu duruma örnek olabilir derim... ama bu düşüncemi ne kadar daha devam ettiririm bilmiyorum :P
Mücevher madeni arıyorsun; maden sensin. Bir lokma ekmek hevesinde isen, ekmek sensin. Bu nükte ve işareti bilirsen, iç yüzünü anlarsın bu sözün. Bu o demektir ki, sen her ne arıyorsan ondansın!