4 Temmuz 2011 Pazartesi

Efes Pilsen One Love / Manics, Seni Görmem İmkansız

Bu festivalde benim en çok izlemek istediğim Manic Street Preachers idi, böyle olunca festivalin sadece birinci gününe gittik. Ocean Spray performansı çok iyiydi. Tüm konser boyunca çok iyi çaldılar. Her şeyiyle çok sevdiğim bir konser oldu.

 Festival alanına erken gitmenin avantajı, farklı zamanlarda alternatif sahneyi de takip edebildik. ‘Seni Görmem İmkansız’ diye bir gruba denk geldik. Müzik yaparken gayet eğlenen iki genç kızdan oluşan bir grup. Sahnede bir masa ve üzerinde karşılıklı yerleştirilmiş DJ setup'lar mevcuttu. Hem şarkıların vokallerini gerçekleştirdiler, hem de efekt ve sample'ları yerleştirip kendi mix'lerini oluşturdular. Bir cafe’de karşılıklı oturan iki arkadaş gibiydiler – ki tam ben böyle düşünürken o anda civarlarda olan birinin yaş gününü kutladılar sahneden, her şey tam oldu. Grubu sevdim mi? Bu soruyu kendime sordum, ilk başta sevmiyormuşum gibi geldi; ama sonra neredeyse tüm şarkılarını oturup dinledik. Sonuçta yorumum, ilk başta sevmeyeceğimizi düşünüp de sonuna kadar izlemiş olmamız ilgi çekici müzik yapmaları ve bu esnada kendilerinin de çok eğlenmelerindendir.

26 Haziran 2011 Pazar

İkinci Yarısı

Her ne kadar gazetedeki eski yazılardan derlenmiş bir kitap olsa da kitap bir bütün olarak güzel bir anlatıma sahip. Ece Temelkuran'ın kısmen kendi yaşına yönelik bir derleme olmasının da etkisi ile ‘yalnızlık’ ruh durumunu çok güzel anlatmış. Değişmeyip ‘böyle’ kalmak ve bundan memnun olmak ekseninde nice yazı.

Alıntı:
"Eğer bir kere yalnız başına olduğunu karnının dibine kadar anlarsan, bir daha hiç kendin kadar güvenebilir misin birine?"

Haziran 2011

31 Mayıs 2011 Salı

Miller Freshtival / The Noissettes

Alkollü içeceklerin sponsorluğunda yapılan etkinliklerdeki yasal değişiklik kaynaklı,  +18 mi +24 mü olacağı uzun süre belirsiz kalan bir festivaldi. Gerçi festivalden kısa bir süre önce +18 olarak kesinleşti, ama yine de festival çok kalabalık değildi.

Sakin ve güzel bir festivaldi. Festivalde en çok izlemek istediğim grup The Noissettes idi. Tahminim de yanılmadım, grubun solisti Shingai Shoniwa'nın canlı performansı da çok iyiydi. Hem festivaldeki ses sisteminin doğru düzgün kurulması, hem de Shoniwa'nın sesi sayesinde, albüm kayıtlarından çok çok daha iyi müzik dinledik. Seyirciyle etkileşiminin yüksek olması, konserin sonuna doğru enerjiyi daha da yükseltti. Konserin sonlarına doğru, Shingai Shoniwa sahne platformunu taşıyan direğe tırmandı ve şarkıyı orada söyledi:) Kesinlikle canlı izlenmesi gereken bir grup.
Go baby go, don't upset the rhythm!


Bir süredir popüler olmaya başlayan Can Bonomo'yu da ilk kez bu festivalde izledim. Kısmen kendine özgü bir tarzı var ve Türkiye'deki müzik piyasasının kolay kabul edebileceği tarzda davranıyor. Konser ya da albüm kayıt pek farkı yok, bu tarz bir şarkıcıyı en fazla 2-3 şarkı dinlemek yeterli benim için. Yine de eminim önemli yerlere gelecek. Özgün çalışmalarıyla başarılı olsun.