7 Eylül 2014 Pazar

Seçme İkilemi (kitap ve yorum)

Seçim yapmak zorunda bırakılmak, bir özgürlük mü yoksa mevcut dayatmaların daha rahat kabul edilmesini sağlamak için günümüzde sıklıkla kullanılan bir yöntem mi, diye bir süredir düşünürken kitapçıda tesadüfen bu kitabı gördüm.

Seçimlerimizi yaparken çoğunlukla kendi irademizi kullanamıyoruz, seçim döngüsünden biraz kurtulup olayları incelersek bunu rahatça görüyoruz. Bu kitap tam da bu noktadan olayları incelemeye başlıyor. Bir sosyolog gözüyle açıkladığı örnekleri, aslında yıllardır reklam sektöründe çalışan biri olarak benim de desteklediğim gözlemlerim mevcut. Alternatifleri kısıtlayarak ya da yönlendirerek, zaten güçlü tarafın istediğinin tercih edilmesi sağlanıyor. Bu durum, market raflarından, reklam tasarımlarına ve hatta siyasete kadar çeşitli boyutlarda devam ediyor.

Özgür iradenin olmadığı herhangi bir noktada, demokrasiden ya da bireyin tercihinden söz etmemiz mümkün değil. Seçim yaparken toplumsal normları düşünüp "Başkası ne der?" diye soruyoruz; milletvekili seçiminde kısıtlı bir döngü içerisinde ve bize sunulan sırada herhangi bir değişiklik yapamadan oy kullanıp temsili demokrasi ile özgür olduğumuzu hissediyoruz; çeşitli baraj ve engellerle nice önemli görüşün mecliste temsil edilmesini engelliyoruz; günlük hayatımızda daha çok tüketebilmek için küçük model farklılaştırmalarına kanıp daha çok tüketiyoruz.

Aslında günlük hayatımızda bize sunulan/dayatılan seçimler, farkında olmadan günlük hayatımızın önemli bir kısmını ele geçiriyor. Sırf seçim yaparken değil, seçim yaptıktan sonra da kaygılarımız devam ediyor. Hadi yanlış bir seçim yaptıysak, hadi yaptığımız seçimi çevremizdekiler beğenmezse, hadi diğer ihtimal bizi daha zengin/güzel/mutlu yapacaktıysa... Bu sorgulamalar içindeyken, yaşadığımız zamanı da kaybediyoruz.

Renata Salecl, düşünür ve sosyolog olarak tanımlıyor kendisini ve kendisinin 2010 yılında Slovenya Bilim Bakanlığı tarafından yılın kadın bilimcisi seçildiği belirtiliyor. Kitabın hem anlatımını, hem de verdiği güncel örnekleri sevdim.

Kitapta öne çıkan görüşlerden biri, önümüzde çok sayıda alternatif olsa bile sistemin herkesi aynı kalıba sokmak için insanları çevrelediğinden bahsediyor. Kişisel gelişim kitaplarında bahsedilen ideal birey modelleri, istediğini yapabilen güçlü kişiliklerin bile aslında çok belirgin sınırlar mevcut. Bu durum ise yapılacak tüm tercihlerde kişiye baskı yaratıyor. "Araştırmacılara göre, insanlar vücutlarını bir proje gibi görüyor."

Detaylı bahsedilmese de bence günümüzde aşk konusunda insanların içten ve dürüst davranmamasının temelinde de bu seçim ikilemleri yatıyor. Herhangi bir bağlılık onların tercihlerine engelmiş gibi görünüyor. Ama buna da bir proje gibi yaklaşmak, aşkın doğasına aykırı olduğu için sürekli seçim yapma şansı olan, ama duygusu olmayan ve güya aşkı arayan insanlar oluşuyor çevremizde. Bu kısım kitaptan epey bağımsız, kişisel görüş oldu.

Salecl, bilinen diyalektik yaklaşımları da seçim ikilemlerine uyarlamış. Bunlardan biri efendi-köle diyalektiği. "Efendi, kamusal alanda tanınmak için hayatını riske atar; köleyse, geleceğe yönelik kesinlik duygusu için tanınmayı gözden çıkarır. Seçimden kaçınan kişi köleye benzer, perişan bir durumda sıkışıp kalma pahasına kesinliğe tutunur."

Kitaptan yapacağım son alıntı yaşlılık ve unutmak üzerine. Yaşlılıkta seçim yapmanın zor olması ve ölüm korkusunun artması insanları daha da kaygılı yapıyor. "Psikanalistler, unutmanın yatıştırıcı etkisinden bahsediyor. Yaşlılıkta meydana gelen bunama vakalarında bile unutmanın faydalarını görebiliyoruz. Unutkanlık sadece geçmiş olaylarla değil, geleceği düşünebilmeyle de bağlantılıdır. Dolayısıyla yaşlılıkta bunama, kişinin geleceği unutmasını sağlayıp kendi faniliğine ilişkin kaygıyı ortadan kaldırmaktadır." Belki yaşlılıktaki alzheimer olaylarına böyle yaklaşmamız gerekiyordur.

Kitabın İngilizce ismi "Choice" olsa da çevirinin "Seçme İkilemi" ismiyle yayınlanması, kitabın anafikrine daha uygun olmuş. Sürekli sunulan seçimlerin aslında birer özgürlük değil, sistemin yeni baştan inşası olduğunu düşünüyorsanız bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Okuma listemde Renata Salecl'in Metis'ten çıkan diğer kitabı "Kaygı Üzerine" de var. Onu okuyunca, yorumlarımı yine eklerim.

Ağustos 2014

Hiç yorum yok: