28 Nisan 2015 Salı

The Notwist

Biraz tesadüfen karar verdiğim ve plansız gitsem de çok eğlendiğim bir konser oldu. Pazar günü, bu akşam ne yapsam diye düşünürken gördüm The Notwist konserini. Konser 26 Nisan'da Salon İKSV'deydi.

The Notwist, şimdiye kadar çok farklı tarzları denemiş Almanya'dan bir grup. 1990'lı yıllarda heavy metal başlangıçlı grup, şu an elektronik temeli güçlü şarkılar yapıyor. Sahnede enstrüman zenginliğine sahip gruplardan.

Albümlerinde şimdiye kadar çok fazla tarz değiştirdiği için, elbette grup ilk dönemlerine fazla yer vermedi, ki bence iyi de oldu böylesi. Şarkılarda elektronik ve dub sound ile birlikte, zengin enstrümanlar da vardı. Sahnede, farklı perküsyon setleri, drum machine, bir plakçalar (LP) ve başka dijital oyuncaklardan faydalanarak konseri işitsel bir şov haline getirdiler.

Cumartesi gecesi biletlerin tükendiği ilk gün konserinin aksine, Pazar akşamı sakinliğine uygun erken saatte (20:00 anons edilen saatti ve tam vaktinde başladı), fazla kalabalık olmadan melankoli ağırlıklı konser izlemek The Notwist deneyimimi zenginleştirdi.

Aralıksız uzun bir konseri tamamladıktan sonra, alkışlarımızla iki kere daha sahneye geri geldiler. Ve her bis'te harikulade performans sergilediler.

Grup hakkında herhangi bir bilginiz yoksa, tanışmanız için ilk olarak bu şarkıyı tavsiye ederim,
Pick Up The Phone.

23 Nisan 2015 Perşembe

Hindi Zahra

Beautiful Stranger / Beautiful Tango


Bu sefer emin oldum, İstanbul'da kendine ait özel bir kitlesi var Hindi Zahra'nın. Haftaiçi ve ardışık iki akşam konser veriyor olmasına rağmen, satışa çıktığı ilk gün kısa sürede biletler bitti. Müzikseverlerin heyecanla beklediği kadar vardı. En sevdiğim konser mekanı Babylon'da, yine çok güzel bir performans izledim.

Hindi Zahra'yı bu haftaki konserle birlikte, üçüncü kez canlı izlemiş oldum. Düşünüyorum da muhtemelen başka da yok. İki kere izlediğim yabancı gruplar oldu, ama yabancı bir müzisyeni üç kez izlemem ve her seferinde de keyifli anlar yaşamam önemli bir dipnot benim için. İlk 2010'da Ghetto'da, 2011'de Budapeşte'de Sziget Festivali'nde ve 2015'te Babylon'da.

Konserlerinde şarkıları içten söylemesiyle birlikte Hindi Zahra'nın sahneye yaydığı farklı enerjiyi de seviyorum. Babylon sahnesinin, izleyiciye yakınlığına uygun şekilde, her şarkıda duruma göre izleyiciyi coşturmayı başardı. Hatta bazı anlarda, solistten çok izleyicilerin figürlerini kontrol eden bir koreograf gibiydi. Bununla birlikte, bu konser için İstanbul'a geldiği zaman Hindi Zahra'yla yapılan bir röportajda "Konuşmayı fazla sevmediğini, neşeli bir insan olmasına rağmen hayatı çok ciddiye aldığını" belirtiyor. Bir de bu röportajda bahsi geçen "Dünyadaki tüm yüzler onun yüzünde toplanmış" tanımını sevdim. Gerçi düşününce, iltifat gibi duran ama benim memnun olmayacağım bir ifade. Ama tespit bence doğru ve kendisi de bundan memnun olmuş.

Konseri balkondan izlemenin avantajıyla, sahneyi fotoğraftaki ve videodaki açıdaki gibi rahatça gördüm. Bu arada, paylaştığım Instagram fotoğrafıma Hindi Zahra'nın kendisinden like, konserle ilgili tweetime rt ve fav aldım.


Entry kapanış bilgisi: Fatih Akın ve Hindi Zahra, ikisini de sevmeme rağmen şimdiye kadar dikkatimi çekmeyen bir detayı da şimdi bu yazıyı yazmak için bi'şeyler okurken öğrendim. Fatih Akın'ın son filmi The Cut'ta Hindi Zahra da oynuyormuş. Bu filmi izlemek de aklımda, bu da kendime not olsun.

18 Nisan 2015 Cumartesi

Kadıköy'de yeni konser mekanı / Karşı

Son 2-3 yıldır mümkün olduğunca, akşamları Kadıköy'de vakit geçirmeyi tercih ediyoruz. Hem Avrupa Yakası'na göre daha az kalabalık olması, hem de evime yakınlığı bunun en temel nedeni. Her tarz mekan bulmak mümkün olsa da, Kadıköy konser izlemek için Beyoğlu'nun zenginliğini sunmuyor. Bu bakımdan, Kadıköy Sahne'nin açılması mahallemizdeki güzel bir gelişme olmuştu. Yeni açılan başka bir konser mekanı olan Karşı'ya da ilk kez dün akşam gittim.

İlk kez gittiğim Kadıköy Karşı'da, Hakan Vreskala'yı canlı dinledik. Hakan Vreskala'yı bir süredir severek dinliyorum, bu konser yeni albümünün tanıtım konserlerinden biriydi. Vreskala'nın yeni albümünü de sevdim. Şarkıları zaten hareketli ve sahnedeki performansı da güzeldi.

Kadıköy'ün yeni konser mekanı, destekleyelim falan diyeceğim Karşı'yı; ama mekanla ilgili ciddi sorunlar var. Canlı performans için zaten küçük bir alan ve içeride havalandırmanın yetersiz olması, Hakan Vreskala konseri gibi insanların hareketli olduğu bir etkinlik esnasında nefes almayı çok zorlaştırıyor. Ses sistemi idare eder, yalnız ışık sistemi çok kötü. Mekanın tavanı da alçak olduğu için içeride ve sahnede çok daha profesyonel bir ışıklandırma yapılması gerekiyor. Yakın zamanda başka bir konsere daha gidip ortamı daha iyi incelemek lazım.

17 Nisan 2015 Cuma

Lanetli (Damned) / Chuck Palahniuk

Fight Club (Dövüş Kulübü) bahsi geçmeden, Chuck Palahniuk yazısı yazılamazdı, o yüzden bu görevimi ilk cümlede yapıp bu son okuduğum Palahniuk kitabına geçiyorum.

Yeraltı edebiyatının günümüz yazarları arasında en popüler olanlarından biri. Filme uyarlanan ya da Türkçe çevirisi soruşturmaya uğrayan yazar tanımlarını da kullanmak mümkün Palahniuk için. Önceden okuduğum diğer 3-4 Chuck Palahniuk kitabıyla kıyaslayınca, fazla sevmedim bunu. Benim için en önemli sorun genel anlatımın çok akıcı olmamasıydı. Ana karakter Madison Spencer ve romanda önemli bir rolü olan Şeytan arasında geçen ve sürekli değişen güç dengesi romanın en sonunda ilgi çekici bir noktaya bağlansa da, genel kurgu bakımından  diğer okuduklarımın altındaydı.

Kitaptaki her bölüm Madison'ın Şeytan'a seslenmesiyle başlıyor, sırf bu seslenişler bile kitaba farklı bir anlatım katıyor. Yine de hikayenin tamamına bakınca "yeraltı" olsun diye zorlanmış detaylar, kitabın anlatımını basitleştiriyor.

Alıntılar ve yorumlarım:
"Ve bütün bir ömrü, boktan şeyler öğrenmeye, insanları sevmeye, para kazanmaya ve esasında hepsi tamamen anlamsız bir şeylere sahip olmaya feda ettiğin duyduğun öfken." cümlesi yaşam koşuşturmacasına öteki taraftan bir yaklaşım içeriyor.

"Umut gerçekten bırakmak zorunda olduğunuz zorlu ve inatçı bir şey" diyerek bütün keyifsizliklerin belki de en temeline iniyor. Bu durum cidden de günlük hayatımızı etkileyen bir durum bence de, belki de çoğu olay için iyimser ya da karamsar olmanın dışında değerlendirmemiz gereken yanıltıcı bir araç bu umut.

Ve kitabın tamamı hakkında fikir veren son bir alıntı: "Şeytan, 'İnsanlar benden nefret ediyor ve kimse bana güvenmiyor.' diyor. Neredeyse sevecen gözlerle bana bakıyor. Ve ekliyor, 'İşte bu yüzden seni yarattım.' diyor Madison'a."