Yakın zamanda ardışık okumaya devam ettiğim diğer bir yazar da Turgenyev oldu.
Lüzumsuz Bir Adamın Günlüğü'nden sonra Babalar ve Oğullar'ı okudum kısa bir sürede. Buradaki
Gecikmiş Klasikler kategorisine çok rahat girecek bir eser. Şimdiye kadar epey kişisel bir şekilde okumaya elimin gitmediği kitaplardan biriydi. Nihilizm nedir, doğru ve yanlış hangi durumlarda ne kadar kişisel tanımlardır bunları yansıtan güzel bir eser.
Romandaki güçlü diyaloglar, özellikle bilgiyi ve ahlakı sorgulamak için önemli kıvılcımlar yaratıyor. İsminde de geçtiği üzere, roman temelde nesiller arasındaki anlayış farklarını yansıtsa da bence Turgenyev'in insanların farklı tutumlarını bir arada neden-sonuç ilişkisinden bağımsız inceleyen tavrı bence romanın ilerleyen sayfalarında daha belirgin ve önemli hale geliyor.
1800lü yılların ortalarındaki gençleri eleştirirken kullanılan "Eskiden okuyup öğreniyordu gençler; çevrelerinde cahil tanınmak istemediklerinden ister istemez öğrenmeye çalışıyorlardı. Ama şimdi şöyle demek yeterli oluyor onlar için: 'Dünyada her şey saçma!' Bu kadarla iş bitiyor! Şimdi nihilist olup çıktılar." tanımı nesillerden belli ki değişmeyen bir yakınmaya işaret ediyor.
Gereksiz yere gösterilen minnettarlık duygusundan bahsederken, bunun genç yüreklere ağır gelmeyeceğinin belirtilmesini de aslında olgunlukla kazanılan bir sağduyu göstergesi olarak yorumlayabiliriz. Turgenyev'in iki eserinde de geçen düello davetleri ve bu düelloların beklenmeyen sonuçları, belki de günümüzün gereksiz meydan okumalarına kıyasla daha az sorunlu yaklaşımlar. Buradan yola çıkıp meydan okuyarak varlığını göstermek tutumunun, modernizmle birlikte daha da sıkıntılı bir hal aldığını belirtebiliriz.
Aslında Babalar ve Oğullar'dan zevk almak için bu kadar derin analizlere gerek bile yok. Arkadiy ve Bazarov'un başına gelenleri okumak, aristokrat yaşamın eleştirisini incelemek kadar keyifli.
Hakan Genç
BdBG Blog / 28 Ağustos 2016
Bilsek de Bilmeden Gelsek