18 Şubat 2016 Perşembe
Coen'den Nuri Bilge Ceylan'a selam
Tesadüfen bulunmuş bir video, NBC kendi YouTube kanalında paylaşmış olsa da sadece 300 kişi izlemiş şu vakte kadar. Nuri Bilge Ceylan filmiyle ilk kez karşılaşan, kovboy şapkalı adamın kısa hikayesi.
12 Şubat 2016 Cuma
Uygun pozisyonu bulmak
Kitap okurken önemli dertlerimizden biri: Aralıksız okumak istediğiniz bir kitap var ve uygun pozisyonu bulamıyorsunuz. Sizin tercihiniz hangisi?
Benim öncelikli sıralamam: 3-6-9-10-4-11.
4 Şubat 2016 Perşembe
Kırmızı Saçlı Kadın / 1 günde Orhan Pamuk romanı bitirmek
Orhan Pamuk, 1 yıl gibi kısa sürede kitap yazar da bunu 1 günde okuyup bitirmemek olur mu:)
Kitap 2 Şubat'ta yayınlandı ve o akşam iş çıkışında Kadıköy'deki YKY dükkanından aldım kitabı. Çok popüler olan bir kitabı hemen okumayı genelde tercih etmesem de, belki de her tarafta bu kitabın reklamını görmediğim için böyle bir çekince yaşamadım. YKY içindeyken, sırada herkesin elinde aynı kitabı görmek ve göz göze gelip minik gülümsemeyle o heyecanı yaşamak güzeldi. Kırmızı bulutlu gökyüzü olan şöyle bir vakitte bitirdim kitabı.
Yine, tuhaf-sağlıksız bir aşk takıntısı var karşımızda. Hikayenin efsanelere bağlanmış olması, bu hastalıklı aşk tasvirini normalleştirmese de, Orhan Pamuk romanına efsane bir anlatım katıyor.
İstanbul elbette yine başrolde. Bir önceki romanında (Kafamda Bir Tuhaflık - BdBG Blog) olduğu gibi; kentsel dönüşüm, şehrin değişen çehresi ve bir anda maddi anlamda zenginleşen yeni kitle ana hikayeyi destekleyecek şekilde romana ekleniyor. Adım adım, metre metre bir kuyu nasıl açılır bunu öğreniyoruz. Bununla birlikte, kitabın tanıtımlarında ve hatta arka kapağında geçen bir "ilk aşk hikayesi" yerine, herhangi bir efsaneyi günlük hayatta gerçek kılacak sıradan olaylar zinciri diyerek tanımlamayı tercih ederim bu romanı.
"...Bu yüzden yazar olmak istiyordum. Yazarken düşünecek, kendi kendime ifade edemediğim resimleri ve duyguları yazıya dökecek[tim]..."
Orhan Pamuk'un yaratıcı hikaye anlatımı bu romanda da öne çıkıyor, fakat bu eserde satırlar dolusu tasvirlere neredeyse hiç yer verilmemiş. Kitabın ilk sayfalarını okurken bile dikkati çeken bu farklı durumun açıklaması ise en son bölümde, Kırmızı Saçlı Kadın üst başlıklı bölümde, yer alıyor. Tüm hikayenin ne amaçla yazıldığını anlamak, ancak bu son bölümü okuduktan sonra mümkün oluyor.
"Zaten dinlediğin hikaye başına geleceği için ona efsane dersin."
Orhan Pamuk hayranıysanız, mutlaka okuyun; yeni nesil romanları seviyorsanız, okumamazlık etmeyin. Ve her koşulda, 200 sayfa boyunca tutkulu bir hikayeye çok yakından tanık olmanın keyfini yaşamak için okuyun.
Kitap 2 Şubat'ta yayınlandı ve o akşam iş çıkışında Kadıköy'deki YKY dükkanından aldım kitabı. Çok popüler olan bir kitabı hemen okumayı genelde tercih etmesem de, belki de her tarafta bu kitabın reklamını görmediğim için böyle bir çekince yaşamadım. YKY içindeyken, sırada herkesin elinde aynı kitabı görmek ve göz göze gelip minik gülümsemeyle o heyecanı yaşamak güzeldi. Kırmızı bulutlu gökyüzü olan şöyle bir vakitte bitirdim kitabı.
Yine, tuhaf-sağlıksız bir aşk takıntısı var karşımızda. Hikayenin efsanelere bağlanmış olması, bu hastalıklı aşk tasvirini normalleştirmese de, Orhan Pamuk romanına efsane bir anlatım katıyor.
İstanbul elbette yine başrolde. Bir önceki romanında (Kafamda Bir Tuhaflık - BdBG Blog) olduğu gibi; kentsel dönüşüm, şehrin değişen çehresi ve bir anda maddi anlamda zenginleşen yeni kitle ana hikayeyi destekleyecek şekilde romana ekleniyor. Adım adım, metre metre bir kuyu nasıl açılır bunu öğreniyoruz. Bununla birlikte, kitabın tanıtımlarında ve hatta arka kapağında geçen bir "ilk aşk hikayesi" yerine, herhangi bir efsaneyi günlük hayatta gerçek kılacak sıradan olaylar zinciri diyerek tanımlamayı tercih ederim bu romanı.
"...Bu yüzden yazar olmak istiyordum. Yazarken düşünecek, kendi kendime ifade edemediğim resimleri ve duyguları yazıya dökecek[tim]..."
Orhan Pamuk'un yaratıcı hikaye anlatımı bu romanda da öne çıkıyor, fakat bu eserde satırlar dolusu tasvirlere neredeyse hiç yer verilmemiş. Kitabın ilk sayfalarını okurken bile dikkati çeken bu farklı durumun açıklaması ise en son bölümde, Kırmızı Saçlı Kadın üst başlıklı bölümde, yer alıyor. Tüm hikayenin ne amaçla yazıldığını anlamak, ancak bu son bölümü okuduktan sonra mümkün oluyor.
"Zaten dinlediğin hikaye başına geleceği için ona efsane dersin."
Orhan Pamuk hayranıysanız, mutlaka okuyun; yeni nesil romanları seviyorsanız, okumamazlık etmeyin. Ve her koşulda, 200 sayfa boyunca tutkulu bir hikayeye çok yakından tanık olmanın keyfini yaşamak için okuyun.
Hakan Genç
BdBG Blog / 4 Şubat 2016
Bilsek de Bilmeden Gelsek
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)