İlk sezonun bölümlerini geçen sene izledikten sonra, ikinci sezona başlamamıştım. İkinci sezonu da aynı hayranlıkla izliyorum. İkinci sezonun birinci bölümünde (Be Right Back), insan klonlamanın farklı bir formatına odaklanıp sentetik insan incelemesi güzeldi. Ama ikinci bölüm (s02e02) mükemmeldi.
İkinci bölüm (White Bear), Black Mirror'ın yola çıkış konseptini (*) çok güzel yansıtıyor. İçerisinde bulunduğumuz vahşet çağını anlatıyor. Duygularımızdan uzaklaşıp telefonlarla olan yakınlığımız sorgulanıyor. Korkutucu olan şu ki gerçek belki de hiç yaşanmıyor. Ve şok edici bir adalet kavramını bize göstererek, çarpıcı bir final ile bölümü tamamlıyor.
Bu bölüm için yapacağım tek cümlelik yorumum:
Dijital oyuncaklarımız ve gözetleme kültürümüz ile postmodern bir ortaçağ yaşıyoruz.
(*) Black Mirror dizisinin konsepti, aslında kelime anlamını bire bir yansıtan bir kavrama işaret ediyor. Televizyon, bilgisayar ve cep telefonu ekranlarına bakarak yaşıyoruz. Bu cihazlar açıkken bizi hipnotize ediyorlar ve kapattığımız zaman her şey siliniyor, tamamen boş ve siyah bir düzlem karşımızda kalıyor. Bu karanlık bizim kendimizle yüzleşmemizi engelleyen, kendimizin karanlıkta yansımasını gördüğümüz birer ayna işlevi görüyor. Black Mirror nedir derseniz, bunu söylerim. Bir de bu diziyi mutlaka izleyin, derim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder