28 Ocak 2015 Çarşamba

Neden Tarkovski Olamıyorum?

İdealler doğrultusunda kendi başına sanat filmi yapmak ya da taviz vererek toplumla birlikte yola devam etmek... Peki sanattan verilen taviz, kişinin kendi sanatçı kişiliğinden de verilen bir ödün olarak değerlendirilir mi?

Film boyunca bu sorular, üstü kapalı olarak ve birbiriyle ilgisiz detayların toplanmasıyla soruluyor. Yönetmen (Murat Düzgünoğlu) zaten bir amaca varmaktansa, sadece süreci yansıtmayı istediği bir hikayeyi bize sunuyor.
Hikayede önemli yanıtsızlıklar ve kopukluklar vardı, bunları da filmin kurgusuna dahil olarak izleyince filmden daha çok keyif aldık. Bence film zaten Tarkovski akımını takip etmeyi ya da Tarkovski karakteri yaratmayı hedeflemiyor. Bu amaçtaki yönetmenin naif anlatımı, filmin parça parça akıcı bir bütün halinde ilerlemesini sağlıyor.

Spoiler içeren detaylar:
Detay1: Ahmet Kaya şarkılarının kullanımı ve alkol muhabbetinde uzun uzun Ahmet Kaya konusu geçmesi, filmin ruhuna çok uygun olmuş. 

Detay2: Bence bitmeyen ev inşaatında, Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nde geçen ve "Takriben gelecek sene inşallah!" şeklinde dillere düşen karaktere gönderme yapılmış, yapılmadıysa da ben öyle sezdim.

Detay3: Filme girmeden önce "Bizim Büyük Çaresizliğimiz" (ki filmi de kitabı da çok severim) hakkında konuşmuş olmamızın etkisi var mı bilmiyorum, ama filmdeki diyalogların sakinliğinde ve sıcaklığında bol miktarda iki film arasında benzerlik hissettim. Hatta sevgilisi evden ayrıldıktan sonra, arkadaşının çay var içer misin diye sorması bu duygu benzerliklerinden biriydi.

2 yorum:

sanatnedir dedi ki...

Sanatçı için en büyük zorluk "tekrar"'a düşmektir. Bazen basla(ya)mamak bitirmenin de yarısı etmez.

bilsek de bilmeden gelsek dedi ki...

Belki de her bir tekrar, kendi içinde özgün detaylar barındırmaktadır. Bence hayat da sanat da bazen o tekrarlar ile anlam kazanıyor.