
Maslak Volkswagen Arena'da gerçekleştirilen bu organizasyon, bu sefer gayet profesyonelce tamamlandı. Tek sorun çay-kahve molasındaki izdihamlardı. Şayet daha çok noktada kahve servisi yapılsa hem organizasyon daha hızlı ilerler, hem de kahveye rahat ulaşan izleyiciler konuşmaları daha dinç kafayla dinleyebilirlerdi.
Bazı konuşmacılar hakkındaki notlarım:
Emin Çapa: Konuşması ilgi çekiciydi, ama sunum hazırlığı pek iyi değildi. TED konseptinde arkaplanda bir video izletmek, konuşmanın etkisini azalttı. Bir de hazırladığı PowerPoint sunumun görsel bakımdan zayıf ve imla hataları içermesi önemli bir eksiklikti. Bununla birlikte, teknolojiyle yakın gelecekteki hayatımızı birleştirmesi anlatımı zenginleştirdi. Ölümsüzlüğe çok yaklaştığımızı, doğal yollardan ölen son insan nesli olacağımızı belirtmesi ise teknolojiye kızma nedenim oldu. İzlerken aklıma, How I Met Your Mother dizisinin bir bölümünde Sheldon Cooper'ın ölümsüzlük bulunana kadar kendini eve kapatması geldi.
Ece Temelkuran: Bu TED'de en sevdiğim konuşmacıydı. Kendisinin de konuşmasının başında söylediği gibi TED konseptine uymayan, başarı hikayesi yerine devrimci değerlere vurgu vardı. Bu günlerde gündemde olan, Koç'un kapitalizm artık işlemez hale geldi sözlerinden yola çıktı. "Ali Koç bile artık söylüyorsa, bu sahnede ben de çok rahat ifade edebilirim ki yakın gelecekte, 10 yıl içerisinde, trending topic sosyalizm olacak." dedi. Bununla birlikte, günümüz insanının bencil yaklaşımı hakkındaki sözleri de ilgi çekiciydi. "Selfie çekiyor gibi yaşıyoruz." Yani her bir fotoğraf karesinin merkezinde, kocaman biz varız. Dışarıdaki dünyaya ve diğerlerine, fotoğraf karesine sığdığı kadar minik ölçüde yer veriyoruz benzetmesi hayatın güzel bir özetiydi.
Ahmet Naç: Bu TED'i yukarıdaki özel locadan izlediğim için, izleyici davranışlarını da çok iyi gözlemleme fırsatım oldu. En şaşırdığım an, Ahmet Naç konuşması esnasındaydı. Şimdiye kadar YouTube'dan ve salondan izlediğim TED konuşmaları arasında, açık ara en vasatı olan konuşma izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı. Konuşması, ilkokul hayat bilgisi dersi derinliğinde geçen ve Atatürk söylemlerini tekrarlayan, ufuk açıcılıktan uzak bir konuşmaydı.
Ercan Tutal: Düşler Akademisi kurucusu olan Tutal, engellilerin toplumsal yaşama daha rahat katılabilmesi için hepimizin bilmesi gereken ipuçlarını paylaştı. Keyifle dinlediğim, faydalı bilgilere yer verdi. Verdiği çeşitli örneklerden biri görme engellilerin kullandığı özel eğitimli köpekler hakkındaydı. Bu köpekleri Türkiye'de sokaklarda fazla göremiyoruz, çünkü görme engellilere yardımcı olması için eğitilen bu köpekler, İstanbul trafiğinin karmaşa ortamına girince dengesizleşiyorlar ve görevlerini yerine getiremiyorlar, dedi. İbretlik.

Judith Liberman: İsmini daha önceden duydum, ama canlı dinlememiştim. Hikaye anlatıcılığı üzerine keyifli bir konuşmaydı.
Tüm konuşmaların ortak noktası, "Noktaları Birleştirmek" olsa da, günümüzde marketing ve iletişim alanında değer kazanan storytelling kavramını göstermesi bakımından da bu TEDxIstanbul güzel bir etkinlikti.