Haberler - Bir Kullanma Kılavuzu, Alain de Botton serisinin en yeni kitabı. Orijinal basım 2014 olup Türkçe versiyonu daha 2-3 ay önce yayınlandı. Bu aralar, Alain de Botton kitaplarını ardışık okumaya başladım. "Seyahat Sanatı" ve "Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı" sonrası listemdeki üçüncü kitap bu denemeydi.
Diğer kitaplardaki kolay anlaşılır tarzını devam ettiren Alain de Botton, burada güncel örnekler üzerinden giderek günümüzün çok önemli bir derdini açıklıyor. Günümüz bireyinin yaklaşık 18-20 yılının okullarda geçtiğini ve bu eğitim sayesinde insanlara devletin resmi ideolojisinin öğretildiğini biliyoruz. Botton, burada bir ek yapıyor ve bireylerin eğitim hayatı bittikten sonra, devletin kendi fikirlerini bireylere yaymak için ana-akım medya kanalları üzerinden haberleri kullandığını söylüyor. Kitabın giriş bölümündeki bu benzetme, benim için tüm kitaptaki fikirleri özetleyen açıklamalardan biri.
Çeşitli mecralarda karşımıza çıkan haberler kitapta alt başlıklar halinde incelenmiş: Bu başlıklar Politika, Dünyadan Haberler, Ekonomi, Ünlüler, Felaket, Tüketim. Popüler haber kanallarından ve gazetelerden yapılan alıntılar, Alain de Botton tarzı yorumlarla birlikte sunulmuş. Her bölümden çeşitli alıntılarla kitabı biraz daha detaylı inceleyebilirim.
Politika:
"Haberler korkularımızı körükleyerek, sağlam bir perspektif ya da bakış açısı oluşturamamızdan zalimce faydalanır." diyerek madalyonun neşeli yüzünün haberlere asla yansımadığını ekliyor Botton.
Dünyadan Haberler:
Bu bölümde, yazılı haber metinlerinde kullanılan fotoğrafların gerçeği ifade etmekten ne kadar uzak olduğu çeşitli görsel örneklerle ifade ediliyor. Haber metinlerindeki fotoğraflar ezberlenmiş ve kullanılması zorunlu hale gemiş klişelerden öteye geçmiyor; "...metnin tek renkli akışını biraz olsun bölmeye yarayan renk sahaları olarak görülüyor..."
"Haber okurları olarak o kadar çok sayıda kötü fotoğraf gördük ki, arada sırada daha iyi örnekleri düzgün bir şekilde incelemenin bize katkıları olabileceğini neredeyse hiç düşünmüyoruz."
Ekonomi:
Haberlerin büyük çoğunluğu, belki kendi kafa karışıklığı belki de mevcut durum kendi çıkarına olduğu için düzgün bir ekonomik bilgi sunmaz. Ekonomi haberlerindeki büyük sayılar, bizlere eksik ya da tanımsız bilgilendirme ile verilince "Mutlak hiçliğimiz karşısında yeni bir boynu büküklük ve dirençsizlik sarar içimizi." diye tanımlar.
Ünlüler:
Ünlüler sürekli görünür olsalar bile, haberlerde ünlülerin yaşadığı zorluklar daha fazla gösterilir. Bu durum bir çeşit haset duygusuyla açıklanabilir. Bu konuda Alain de Botton şöyle bir tanım sunuyor: "Başkalarının başarılarına, en çok onların nasıl elde edildiğini pek iyi bilmediğimiz zaman haset duyarız. Haber kuruluşları daha iyiliksever olsaydı, başkalarının zaferlerini olmuş bitmiş esrarengiz olaylar gibi tanımlamaktansa, bu zaferlerin nasıl elde edildiğini anlatırdı."
Ünlüler medyada bu kadar acımasızca eleştiriliyor olsa da her sene binlerce insan şöhret olmak için ellerinden geleni yapmaktadır. "Şöhret arzusunun özünde dokunaklı, kırılgan ve basit bir istek yatar: İyi muamele görmeye duyulan özlem." Kitaptaki en sade ve doğru gözlemlerden biri de bu benim için.
Ve bu tespitten sonra ilerleyen sayfalarda bu görüşü daha da kuvvetlendiriyor ve ekliyor: "Modern dünyanın bu kadar şöhret takıntılı olmasının nedeni yüzeysel bir çağda değil, iyi muamele görmediğimiz bir çağda yaşamamızdır."
Felaket:
Haber bültenlerinde felaket haberlerine özel bir önem verildiği aslında pek dikkatimi çekmemişti. Buradaki örnekleri diğer haber kuşaklarıyla kıyaslayınca, felaket haberlerinin verilme şeklinin bile benzer olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz. İnsanlar aciz olduklarını görmeyi gizli de olsa sevdikleri için felaket haberlerini seviyor olabilirler. Bu konuda Alain de Botton yorumu ise söyle: "Doğa hepimize haddimizi bildirir. Başka birinin bize kendimizi değersiz hissettirmesi hiç hoşumuza gitmez, ama özümüzde bir hiç olduğumuzun bizden çok daha büyük bir güç tarafından bildirilmesi asla küçük düşürücü değildir." Belki cidden de Alain de Botton açıklamasında olduğu gibi bu yüzden felaket haberlerini gizli gizli takip etmek istiyoruz.
Tüketim:
Kitapta küçük bir bölüm ayrılmış olsa da bu başlıktaki analizler, belki de reklam sektöründeki mesleki konumumdan dolayı, benim çok fazla ilgimi çekti. Ürünleri tanıtırken kullandığımız kişiselleştirme ve duygu yükleme kavramlarını farklı bir açıdan inceleyen Botton, tükettiklerimizle kendimizi ortaya koyduğumuzu belirtiyor. "...Bu ürünlerden herhangi birini satın almak, çağrıştırdıkları ruh hallerini kesin bir şekilde elde edebilmemizi tek başına garantileyemez. Ama bu ürünler, ulaşmak istediğimiz noktanın etkileyici bir resmini sunabilir ve bu sayede oraya varmak için çabalarken bize destek olabilirler."
Buradaki minik alıntılarla kitap hakkındaki görüşlerimi biraz açıklamak istedim. Kitap bir bütün olarak günümüz toplumunu ve haber bağımlılığımızı anlamak için önemli bir rehber.

Yakın zamanda Facebook kullanımı üzerine okuduğum bir raporda geçen sözle bu yazımı bitirmek istiyorum. "Beyniniz, yapmaması gerektiğini bildiği halde, her 31 saniyede bir Facebook'unuzu kontrol etmek istiyor." Hızlı bir zamanda yaşadığımıza kendimizi inandırıyoruz; çevremizdeki her şey de bizi buna zorluyor. Sosyal medya ya da güncel haberler, kontrolsüz kullanımlarıyla üretimden bizleri uzaklaştırıp tüketici özelliğimizi daha da öne çıkarıyor.